GÜLLERİN EFENDİSİ

   

 Kilitli kalplerin açıcısı ,önceliklerin sonuncusu ,Hakk’a hak ile yardımcı ,doğru yola hidayet edici Muhammed Mustafa (S.A.V)Efendimize selamlar olsun!!!

      Yıl 570 , ay Rebiül-Evvel’in 17’si ,Cuma günü.Bir bahar gecesi … Annesi Amine’nin elinde nur suyu ile yıkanmış gül kokusu içinde idi.O gül kokan ilahi vahiyin son ve tamamlayıcı halkası ,İslam’ın son peygamberi Hz.Muhammed dünyaya teşrif etmişti, o yıldızların ,Abdullah’ın evine tebessüm ettiği  Miraç gecesi.

      O’nun dünyaya gelişi insanlığın yeniden dirilişi oldu.Zira O’nun dünyayı şereflendireceği güne kadar akın karadan , gecenin gündüzden, gülün dikenden farkı yoktur;dünya adeta umumi bir matemhane ,varlık da tıpkı bir kaostu… O’nun nuru sayesinde kainatta her şey kendi değerini buldu.Artık varlıklar Hakk’ı söyleyen bülbül kesildi.

       Onun gelişi solgun çehrelere tebessüm getirdi.O ,elindeki cihanları aydınlatan ,O nurefşan mesajıyla alemi yeniden semalarda çıkartarak varlığın sır perdesine tercüman olan.O’ndan önce insanlar mağdur ,mazlum değil miydi?Varlıklar  cansız ,ruhsuz,birbirlerinden kopuk ve birbirlerine yabancı değil miydi?ve o cehaletin en ön saflarda olduğu dönemde karanlığın büyüsünü bozarak ,şeytanları bozguna uğrattı ve dalaletler gidip gayyayı boyladı.İşte bu yüzden değilmidirki insanların iftihar tablosunun doğumu , topyekün yeniden yeniden doğumu sayılır insanlığın.Zira hayatın gayesi  , yaratılışın manası  silinip yok olmuştu .Her şey  cehalet boşluğunda ,her şey  cehalet örtüsüne bürünmüştü.Putlarla ,taşlarla , ateşlerle…İşte bu yüzden değilmidirki insanların gönlüne ferahlık getirip , düşüncelerine berraklık kazandıran  bu doğum üzerinden ondört asır geçsede hala ilk günkü gibi etkisini koruyan yeryüzünde önemli gelişmelere  yol açan o gül-i peygamber.

        O bizim için Kuran’ın adeta yaşayan bir örneğidir.Tertemiz ahlakıyla misaldir tüm aleme.”Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim”diye buyuran sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed ‘i(S.A.V), gerçekten  güzel bir ahlakla yoğrulmuş olan  hayat tecrübesini tanımaya öylesine muhtacız ki .Rabbim!O ,  vahşet devrinde kainat ufkunda güneş gibi doğdu.Tarihin seyrini değiştirdi.İnsanların ufkunda güller açtı.Bizlere cenneti  ve  cehennemi tanıttı. Nimete minnet ve  şükran duygusunu öğretti ,  yaratılanı  yaratandan ötürü sevmeyi ,  her şeyden önce bize  Allah’u Teala’yı  öğretti  ,  tanıttı. Bilgi ve özgürlüğün  meşalesi  ahir  zaman  peygamberi  Hz. Resul-u  Ekrem  (S.A.V)  vesilesiyle .İşte bu yüzden değil  mi ki  insanlığın aydınlatan bu nur  meşalesinin  kutlu  doğumu ?

        Cehaletin  o  paslı aynasında  eskiyen  , yıpranan  o  yürekler  dağlar  gibiydi.  O  ,  kardelenlerin  sabrı   ve  azmiyle  karlara  verdiği  savaş  gibi  Peygamberimizde  cehalete  sabrı ,  azmi , ahlakı  ve  inancıyla  cehalet  duvarını  güneş  gibi  parlak , gül  kokusuyla  bize  savaş  ulaştı. Gül  cemaliyle dışarıda kumların  üzerinde  kahrıda , zehride  zevk  adına  yutan  insanlara seslendi.

         Evet ,  O’nun  gelişi yerleri , semaları , kainatı  şereflendirmesi ile kainat gerçek  tadına , gerçek  manasına kavuştu. O’nun  gelmesini  istediğimizi  ne  güzel  beyan  etmiş  bir  peygamber  aşığı  ,  “Gel  ey  vahdetin Gülü , hasretin Gülü …kokunla gel  ve  renginle  gel!...İlhamınla  ve  ahenginle  gel !” ve  ne  güzel  konu  olmuş  ilahilere:

          “Gül sevgin  yeter bana  ey  sevgili Resulüm,

           Öyle  muhtacım  sana, ne  verirsen  kabulüm.”

           Ey  sevgilinin  aşıkları , dünyaya  devran  açan , o  cehaletin  eskittiği  paslı  yüreklere  merhem  olan  ,  getirdiği  ebedi nura  ,  açtığı  saadet  caddesine  ve  sünnet-i  seniyyesine  sımsıkı  sarılmamızı  sağlayan  ,  sevgi  ve  rahmet  peygamberi  Hz. Muhammed  Mustafa  (S.A.V)  Efendimize  bu  veladet-i  Nebi  gecesi  nuru  ile  selam  edelim .

            Salat  ve  selam  sana  olsun  ya  Resulallah  !...

                                                                                     

 

 

Ezgi Çinibulak